Ertuğrul Gülsever

Neredeyse Türkiye’nin 5’te 1’i İstanbul’da yaşıyor. 15 milyonluk bir nüfusun olduğu bir şehirde yaşıyoruz. CHP’nin İstanbul’da örgütlenmemesi düşünülemez, örgütlenmezsek olmaz. Ayrıca sadece örgütlenmekle de olmaz. Doğru örgütlenirsek CHP’yi İstanbul’da iktidar yapabiliriz.
Parti yöneticisi arkadaşlarımız bugüne kadar İstanbul’da ne kadar tarım arazisi olduğunu düşünmüşler midir? Oysa bir düşünürsek, İstanbul’da 718 bin dekar tarım alanı var, bunun 580 bin dekarı işleniyor, çeşitli ürünler yetişiyor. Bunlardan bir tanesinde Silivri Belediye Başkanımız kendi alanında çok önemli işler yapıyor ama biz ona parti örgütü olarak acaba ne kadar emek veriyoruz, bunların olabilmesi ve toplumla paylaşılması için ne kadar çaba sarf ediyoruz?
Şunu bilmemiz gerekiyor; eğer biz onların odaları ve kooperatifleriyle, tarlada çalışan işçi ve emekçilerle yakın organik bağlar kuramazsak, onlarla bir araya gelemezsek, birlikte oluşturduğumuz örgütlenmeyi partiye taşıyamazsak iktidar olmanın yollarını bulamayız.
Biz bu örgütlenmeyi yapmak yerine eğer partiye döner, yıllardan beri parti üyelerinin İstanbul’da üye sayımızı artırmazsak, kendi hemşehrimizi, hısmımızı, akrabamızı, parti içinde bize oy vereceğini düşündüğümüz insanları üye yapmaktan öteye gitmezsek CHP’yi İstanbul’da iktidar yapamayız.
İstanbul’da 15 milyon nüfus var. 201 bin işyeri var. 192 bin esnaf var. 159 oda var. Her iş yerinde 4 kişinin çalıştığını düşünsek, demek ki İstanbul’da 8 milyon çalışan, emekçi var. Biz bugüne kadar bu esnafların hangileriyle organik bağlarımızı pekiştirdik, geliştirdik? Şoförler Odası var, Bakkallar Odası var, Kahveciler Odası var, Ayakkabıcılar Odası var, Mimarlar Odası var, saymakla bitmeyen 159 oda var. Peki bu odaların hangisinde CHP’li Başkanların, CHP’li yöneticilerin olması için gayret sarf ediyoruz? Biz onlarla olan ilişkilerimizi çok uzun süreden beri askıya aldık.
1970’li yıllarda İstanbul’da sakalar vardı, sırtlarında tenekeyle su taşırlardı. O günkü parti yönetimi, o sakaları buldu, Beşiktaş’ta birlik oldukları mekânda onları örgütledi, sakalar her eve girdiklerinde mevcut siyasal iktidardan şikâyet ediyor, CHP’yi methediyorlardı. Düşünün, hepimizin evine her gün damacana su geliyor. Biz bu su dağıtıcılarını örgütlemeyi hiç düşünüyor muyuz? Eğer biz bu insanları örgütleyemezsek o zaman biz başarılı olamayız.
İstanbul’da 11 tane devlet üniversitesi, 40 tane vakıf üniversitesi, 5 tane Meslek Yüksekokulu var. Bunların tamamında 1 milyon 252 bin öğrenci var. Lise ve ortaokullarda 1 milyonun üzerinde öğrenci var. Bu çocukların hepsinin aile grupları var, aile birlikleri var. Biz bu öğrencilerle olan irtibatımızı İstanbul’da ne kadar geliştirdik diye hiç soruyor muyuz? Biz öğrenciler arasında, üniversitelerde ne kadar örgütlendik diye konuşuyor muyuz? Konuşmazsak başarılı olamayız.
Tarlada çalışan çiftçinin, fabrikada çalışan işçinin, üniversitelerdeki öğrencilerin arasındaki örgütlülüğümüzü kuramıyorsak, arabasına bindiğimiz şoförün bizimle ilgili övgü dolu sözler söylemesini sağlayamıyorsak, ekmek aldığımız fırıncının, traş olduğumuz berberin, kahvede oturduğumuz insanların CHP’ye ilişkin övgü dolu sözler söylemesini sağlayamıyorsak CHP’yi iktidar yapamayız.
Mevcut siyasal iktidarın bir örgütlenme modeli var. Devlette örgütlendi, polisi örgütledi, yargıyı örgütledi, bütün bu devlet kurumlarının içerisinde örgütlenmesini yapıyor. Ama onunla kalmıyor, ‘olur da bu halk benden vazgeçerse, ben iktidardan düşersem nasıl iktidarı bırakmam’ diye başka bir örgütlenmeyle HÖH gibi insanları silahlandırarak sandıkta kaybettiğini böylesi güçlerle korumaya çalışıyor. Bunların farkına varmak zorundayız.
Cemaat ve tarikat yurtlarıyla hem bugünün, hem bundan 20 sene sonrasının hesabını yaparak örgütleniyorlar. Biz CHP’liler olarak bundan sonra kendi içimizde söylediğimiz ‘devlette liyakat, ülkede demokrasi’ sözlerinin gereğini yerine getirmeliyiz.
Ortam hazır. İstanbul’da da, Türkiye’de de fakirlik, işsizlik, yoksulluk diz boyu. Biz bütün bu kesimlerin hepsiyle kucaklaşmayı becerebildiğimiz an işimiz çok kolaylaşacak. Okul çağında çocuklar sokaklarda mendil, kalem satıyorlar, çıraklık, komilik yapıyorlar. O çocukların anne-babalarıyla, o yoksul insanlarla CHP’nin gerçek yüzünü göstererek kucaklaşırsak işimiz çok kolay. Doğru örgütlenerek, kucaklaşarak, bu insanların sorunlarına el atarak CHP’yi çok kısa bir süre sonra iktidar yaparız. Yeter ki kendimizi inandıralım.
Partide ‘bu kongreyi nasıl kazanırım’ diye düşünmek yerine, ‘halkı nasıl örgütleyebilirim’ diye düşünmeye başlarsak CHP’yi iktidar yaparız.