Deniz Şahin

Kuva-yi Milliye ruhu; tam bağımsızlığın, anti emperyalizmin, işgal kuvvetleri karşısında vatan savunması yapanların, hiç bir emperyal kuvvete sırtını dayamadan, savaş meydanında bağımsız bir devlet gayesiyle mücadele eden vatan evlatlarının oluşturduğu ruhtur. Kökeni Bandırma’ya , 1919’a , Samsun’a, Havza’ya, Amasya’ya, Sivas’a , Erzurum’a dayanır. Her noktasında alın teri, Her noktasında emek, cesaret,kararlılık vardır. Tekalif-i Harbiye, Tekalif-i Milliye’dir alt yapısı. Kongrelerdir örgütlenmenin başlangıcı. İşte tam o örgütlenmelerin başlangıcına gitmek gerek. Sivas’a ;

Tarih:  4-11 Eylül 1919

Mustafa Kemal Paşa önderliğinde Amasya Genelgesi’nin hemen ardından Sivas da bir kongrenin toplanması öngörülmüş, akabinde kongre üyeleri 4 Eylül 1919 tarihinde Sivas Kongresi için bir araya gelmişlerdir. İçlerinde 18 yaşında yağız bir delikanlı; o dönem ki Tıbbiyelilerin temsilcisi Hikmet’de bulunmaktadır. İçi buram buram bağımsızlık ateşiyle yanan bir genç Hikmet. Kongre devam ederken, ‘’MANDACILIK’’ konusunun müzakeresi esnasında Tıbbiyeli Hikmet söz alır, Mustafa Kemal Paşa’ya döner ve tarihe adını duyuran o sözleri söyler ;

‘’ Paşam muharrası bulunduğum tıbbiyeliler beni buraya istiklal davamızı başarma yolundaki mesaiye katılmak üzere gönderdiler. Mandayı kabul edemem. Eğer kabul edecek olan varsa, bunlar her kim olursa olsunlar şiddetle red ve tahbik ederiz. Farz-ı mahal manda fikrini siz kabul ederseniz, sizi de reddeder, Mustafa Kemal’i vatan kurtarıcısı değil, vatan batırıcısı olarak adlandırır ve sizi telin ederiz.’’

Bu sözlere cevaben Paşa;

‘’ Evlat sen müsterih ol, Gençlikle iftihar ediyorum ve Türk Gençliğine güveniyorum. Bizler azınlıkta kalsak dahi mandayı kabul etmeyeceğiz. Parolamız tektir ve değişmez

YA İSTİKLAL YA ÖLÜM ! ‘’

İşte Kuva-yi Milliye anlayışı budur, hiç bir koşul altında prangayı kabul etmeyen parolası yalnızca ve yalnızca TAM BAĞIMSIZLIK olan bir anlayıştır. Kuva-yi Milliye Mustafa Kemal ruhudur , İsmet Paşa’nın mücadelesi, Tıbbiyeli Hikmetin kararlılığıdır.

Ancak;

Ne yazıktır ki o ruhla kurulan yeni devletin siyasetçileri, Kuva-yi Milliye anlayışının vücut bulması üzerinden 100 yıla yakın süre geçtikten sonra, Özgür Suriye Ordusu Kuva-yi Milliyedir deme gafletine düşmüştür. Yazık, çok yazık…

Bunu söyleyebilmek için, tarih bilmemek gerekir

Bunu söyleyebilmek için, okumamak araştırmamak gerekir

Bunu söyleyebilmek için, cehalete teslim olmak, kendi özünü reddetmek gerekir

Bunu söyleyebilmek için, ne Mustafa Kemal’in, ne Tıbbiyeli Hikmet’in ruhunu taşımamak gerekir.

Özgür Suriye Ordusu, emperyalistlere sırtını dayamış , onlarla her koşulda işbirliği yapmış ve Amerikan emperyalizminin kuklası olmuş bir çoban sürüsüdür, ötesine de geçemez. Bu kadar net ve açıktır. Kuva-yi Milliye ruhu, emperyalistlere kafa tutan ve işgalci devletleri ülkesinden atıp yeni bağımsız ve müreffeh bir devlet kurma gayesinde olan ulusal bir mekanizmadır. ÖSO gibi ne olduğu belli olmayan bir cenah, asla Kuva-yi Milliye ruhuyla karşılaştırılamaz. Bu tartışılamaz bile.

Çünkü ÖSO’nun derdi kendi topraklarını işgal eden devletlere karşı anti-emperyalist bir mücadele sergilemek olmamıştır. Onlar kendi çıkarları için kendi devlet mekanizmalarını değiştirmenin peşindedir. Ve sırtlarını büyük emperyalist ağabeylerine dayamışlardır.

Türk Ulusu bu gerçekliğin farkındadır ve hiç bir zaman böyle bir mukayesi kabul etmeyecek kadar öz tarihinin bilincindedir.

Selam olsun Tıbbiyeli Hikmetlere, İnönülere , Mustafa Kemal Paşalara, Kuva-yi Milliye ruhuna…

Yazıklar olsun bu ruhu kavrayamayanlara…